Hayali Ticaretin Yerine E-Ticaret

Hızla büyüyen e-ticaret sektörü birçok insanın aklında hala soru işaretleri oluşturmaya devam ediyor. Güvenli mi, ne kadar uzun ömürlü olabilir gibi düşünceleri olanlar ve bu sektöre yeni giren ya da girmeyi düşünen insanlar e-ticaretin getirileri yanında ne gibi eksiklikleri olduğunu da merak ediyor. Ama her tür işte olduğu gibi e-ticaretin de artı ve eksi yönleri var. Türkiye’de de son beş yıldır hayatımıza dahil olmaya başlayan bu sektörün genel olarak ne gibi artı ve eksi yönleri olduğuna kısaca değinmek istedim.
Artık internette bir sayfa açarak oradan ürünlerinizi satmak oldukça kolay bir hale geldi. İnternet ve bilgisayarla aranız çok iyi olmasa bile biraz araştırıp internetten hazır temaları kullanarak bir internet sayfası hazırlamanız mümkün. Online alışveriş mağazalarının en büyük avantajı yılın 365 günü ve günde 24 saat hizmet verebiliyor olması. Eğer internet sitenizin yazılımı ve teknik alt yapısı sağlam yapılmışsa ve düzenli olarak bakımı yapılıyorsa, online mağazanız aralıksız olarak tüm gün boyunca kullanıcılara hizmet verebilir. Böylece ziyaretçileriniz günün her saatinde sitenize gelip, ürünlerinize göz atabilir ve beğendikleri ürünleri satın alabilirler.
Online mağaza açmak masrafların da azalmasını sağlıyor. Eğer bir yerde fiziki bir mağaza açmak isterseniz, o mekanın kirasını ve faturalarını ödemeniz gerekecek. Bunun dışında bir de mağazada çalışacak olan personelin maaşı ve sigortası da eklenince masraflar giderek artıyor. Ancak bir internet sitesi açtığınız da sadece onun bakım masraflarını ve sitenin yıllık isim ücretini ödemeniz gerekiyor. Tabi bu en basit haliyle böyle. Eğer özel bir tasarım yaptırmak isterseniz bu masraflarınızı biraz arttırabilir; ama yukarıda saydığımız masraflar kadar büyük bir bütçe ayırmanız gerekmeyecek. Bu saydıklarımızın küçük girişimler için geçerli olduğunu da not edelim. Büyük e-ticaret şirketlerinin de personel ve lojistik başta olmak üzere masrafları oluyor. Bunun dışında bir yere mağaza açtığınızda sadece o bölgedeki tüketicilere ulaşabilirsiniz; ama bunu internete taşıdığınızda herhangi bir yer limitiniz olmaz. Eğer ürünlerinizi yurt dışına satmak istiyorsanız online mağaza ile bunu rahatlıkla (Türkiye açısından belki ABD’ye değil ama komşu ülkelere) yapabilirsiniz. Dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılar, nerede olurlarsa olsunlar sayfanıza ulaşıp ürünlerinizi satın alabilirler. Sitenizi biraz daha geliştirip mobile taşırsanız (ya da mobil responsive bir tema kullanırsanız), kullanıcılar bilgisayarlarının başında olmaya gerek duymadan ceplerindeki akıllı telefonlarla bile alışveriş yapabilir. E-ticaret özellikle niş ürünler için oldukça etkin bir pazar. Çünkü bulunduğunuz bölgede niş ürünler sattığınız bir mağaza açarsanız ulaşabileceğiniz kitle oldukça küçülür; fakat farklı bölgelerde o ürünleri arayan kullanıcılar olabilir. Bu yüzden de online ortamda bu ürünleri satarak çok daha büyük kitlelere ulaşmanız mümkün.
E-ticaretin artıları olduğu gibi bir takım eksileri de var. Bu eksilerden en önemlisi diyebileceğimiz müşteriyle birebir iletişim kurma eksikliği. Müşteriyle diyalog halinde olup ona alışveriş sırasında yardımcı olmak ya da kimi iyi satıcıların yaptığı gibi alışveriş yapma niyetinde olmasa da müşteriyi satın almaya ikna etmek birebir iletişim kurma ile mümkün olabilecek bir durum. Bunun yanında tüketiciler eski zamanlardan beri toplu bir şekilde arkadaşlarıyla ya da aile üyeleriyle alışveriş yapmayı tercih ediyorlar. Mağazalarda ürünleri deneyerek ve gezerek hem çevrelerindeki kişilerle bir paylaşım içinde olup, vakit geçiriyorlar hem de alışveriş yapmış oluyorlar. Online alışveriş mağazaları bu konuda kullanıcıya yardımcı olamıyor. Ancak yine de online alışveriş mağazalarının kullanıcıları sosyalleştirmek için yapabilecekleri bazı şeyler var. Mesela kullanıcılarınıza sosyal ağlarda sorular sorabilir, onlardan ürünleriniz hakkında yorum yapmalarını isteyebilir, onların yorumlarını diğer kullanıcılarla paylaşabilir ve böylece kullanıcılar arasında bir sosyal etkileşim yaratabilirsiniz. Ama en bilindik dezavantajları ise; kargo beklemek, kargo ücretlerinin yüksek olması, tüketicilerin hala sanal alışverişe %100 güvenmemesi, kredi kartlarını internette kullanmaktan çekinenler ve son olarak sanal dükkanınızın güvenliği sağlanmak. Ama yinede reel ticaret kadar maliyetli ve zahmetli olmadığı ortada. Aslına bakarsanız gelişmeye devam eden reel bir ticaret işletmesine ikinci lig olarak sanal ticareti entegre etmek ve bunu sabırla büyütmek gerek. Neden mi? Çünkü ülkemizde şuan itibari ile; reel ticaret %48’e düşmüş sanal ticaret yapan işletmeler ise %52’ye yükselmiştir. Sözün özü e-ticaret artık daha büyük. Hem maliyet az hem de kar yüksek.