ORTALAMA 12 YILLIK ÖMÜR

Genel istatistiklere göre Türkiye’de yeni kurulan işletmelerin %24’ü iki yıl içerisinde, %51’i dört yıl içerisinde ve %63’ü altı yıl içerisinde faaliyetlerine son veriyor. Bu konudaki güncel istatistikler TOBB ve TÜİK tarafından web sitelerinde sürekli olarak yayınlanıyor. Açılan şirketlerin en sıkıntılı yılları ilk iki yıl. Bu süreyi başarılı bir şekilde atlatan firmaların büyük bir kısmının ömürleri uzun oluyor. Ama yinede alınan verilere göre ülkemizde ki firmaların ortalama yaşam ömrü 12 yıl olarak ön görülüyor. Diyeceksiniz ki; devletin bir sürü faizsiz kredi ve hibe desteği var. Girişimcilik kursları var. Yatırımcıları desteklemek adına kurulmuş bir sürü kamu kurumu var. Yetmedi özel danışmanlık firmaları var. Bunlara rağmen nasıl olurda firmalar kapanıyor? İşte tam bu noktada sizlere bunların en temel ve ilk sebebinden kısaca bahsedeceğim.
Girişimciliği sınıflara ayırmak doğru olmayabilir ama, bana göre iki tür girişimci var. Birinci tür girişimci; kişiliği, cesareti ve bilgisi doğrultusunda ticaret yapmayı tercih eden, yaptığı ticaretten ve aldığı tüm risklerden haz alıp mutlu olanlar. İkinci tür girişimci ise; mecbur kalmış, iş bulamamış ya da mevcut işini kaybetmiş kişilerden oluşuyor. Çünkü bu tip girişimciler genelde eğitimli, reel ticaret hayatında yetişmemiş ve bir çok uygulamayı teoride bilenlerdir. Her iki girişimci türünün de yapmış olduğu birçok ortak hata bulunmaktadır. Yatırım miktarı, işletme maliyetleri gibi hayati konularda yeterince araştırma yapmadan aceleci bir şekilde işletmesini kurmak yapılan ilk ve en büyük hatalarıdır. Bu hatanın ardından kaynaklarının yetersiz olduğunu anladığında ise iş işten geçmiş oluyor. Nakit yetersizliğinin yarattığı telaş ve panik, birçok işin gerektiği şekilde yapılmasını engellemekte, bu da nakit sıkıntısını artıran kısır bir döngüye yol açmaktadır. Yatırım ve işletme döneminin planlaması kulaktan dolma bilgilerle değil, ciddi araştırmalarla yapılmalıdır, aksi halde nakit sıkıntısı kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Aynı şekilde sağlıklı planlanmayan büyüme dönemleri de nakit sorunlarını ciddi boyutlara getirmekte ve işin durmasına kadar varan sonuçlar meydana getirmektedir. Her durumda nakit sıkıntısı çeken işletmeler kredi arayışlarına girer ve borcu borçla kapatma durumunu yaşarlar. Bu yolla sadece iflasını ertelemiş olur.
Günümüzde kapanan her işletme, işletmeyi kuran kişiye verdiği zarar bir yana toplumun geneline zarar vermektedir. Neden mi? O işletmeden alınacak vergiden devlet mahrum olur. O işletmenin borçlu olduğu diğer işletmeler alacaklarını alamazlar. Hele ki o işletmede çalışan bireylerin işsiz kalarak maddi ve manevi zararları ise tartışılamaz. Ve toplumda oluşan işletmeler batıyor algısı ise insanların ticarete olan bakış açılarını nasıl etkiler orasına siz karar verin. Esnafa kiralık ev vermemeye çalışan ev sahipleri, çocuğuna oku memur ol diyen anne ve babalar sanırım bu durumdan etkilenen kesimlerin başında geliyor.