SAMİMİYET...

Siyaseti güç odağına çevirmek.
Kutuplaşmayı.
Bölünmeyi.
Gruplaşmayı.
Beraberinde getiriyor.
*
Güç odaklı siyaset anlayışı.
Toplumsal güvensizliği artırıyor.
Yandaş.
Yalaka.
Çıkarcı.
Menfaatcı.
Bencil.
Kibirli.
Egolu yapılanmaları oluşturuyor.
Küçük olsun mantığıyla.
‘Benim dediğim’ ya da ‘ben bilirim’ yaklaşımları.
Hakim kılınıyor.
Yani.
Siyasal erozyon işleniyor.
*
Bugün.
Durumdan vazife çıkaranlar.
Görüntü verme mücadelesine koyuluyor.
Dün, ‘yok’ saydıklarına bugün ‘sımsıkı’ sarıldıklarına tanıklık ediyoruz.
Siyaset...
*
Samimiyetin olmadığı.
İyi niyetin görünmediği.
Kişisel arzuların öne çıktığı.
Siyaset yansıyor.
*
Gelecek düşüncesinden uzak.
Günü kurtarma anlayışıyla.
Yollar çiziliyor.
İyi mi?
*
Yerel bazda ‘toplumsal’ bütünlükten uzak kalıp.
Vatandaş odaklı anlayışı yıkıp.
Makamsal oluşumla siyaset yapıp.
Nüfuz uygulaması girip.
Gönülleri kıranlar.
Siyaseti iç çekişmeye götürdü.
‘Ben’ kavramı.
‘Menfaat’ oluşumu.
‘Çıkar’ görüntüsü.
Ego, kibir yansımalarıyla.
Yozgat menfaatine olacak işlerde.
Arazi olan insanlar.
Siyaset kulvarına dalış mücadelesinde.
Yazık. Çok yazık...
*
Yozgat’ın temel meseleleri ‘rakamsal’.
Yandaşların söylemleri.
İki yüzlülülerin anlattıkları.
Menfaatçıların gösterdikleri.
Çıkarcıların ifade ettikleri.
Yalakaların şişirdikleri gibi değil.
Samimiyetten uzak.
*
Samimiyet demişken.
Köstebek misali hareket edenler.
Gizlendikleri.
Yaptıkları.
Yedikleri haltlar.
Bilinmiyor.
Görünmüyor sansalarda.
Ortalardalar.
Milletin gözü önündeler.
*
Hiç bir şey gizli kalmıyor.
Unutulmuyor da.
Günü. Yeri. Zamanı geldiğinde bir bir ortaya çıkıyor.
Çıkacaktır da.
*
Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak.
Kimse, yaptığından çıkar elde edemeyecek.
*
Samimiyet...
Antalabildim mi?