OBEZİTE

Obezite önemli sağlık sorunlarından biridir. ABD’de erişkinlerin %54,9’u fazla kilolu, %22,3’ü ise obezdir.
Ülkemizde de bu oranlar farklı değildir. Korkunç olan obezitenin çocuklarda da sık görülmeye başlamasıdır. Teknolojinin ilerlemesi, daha hareketsiz yaşam sürmemiz nedeniyle, konsantre gıdalar, abur cubur, hazır gıdaların daha fazla tüketilmesiyle tüm dünyada hızla artmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) obeziteyi tanımlamaya yönelik bir indeks formüle etmiştir. (VKİ; Vücut kitle indeksi), (BMİ; body mass index) olarak adlandırılan bu indeks hastaların (kilogram cinsinden) ağırlıklarının metre cinsinden boylarının iki defa bölünmesiyle hesaplanmaktadır.
Obezite, VKİ’nin 30 ya da üzerindeki değerlerde olmasıyla tanımlamaktadır. 40 üzerinde morbit obez olarak sınıflanır. Kendi hesaplamamızda bu değerleri buluyorsak risk altındayız demektir. Bel ölçümü erkeklerde 102 cm, kadınlarda 82 cm’nin üzerinde olması yandaş hastalıklara yakalanma riskimizi arttırmaktadır.
Bilimsel çalışmalar, obezitenin; kalp hastalıkları, tip 2 diabetes mellitus şeker hastalığı, hipertansiyon, inme, belirli tipte kanserler (endometrial rahim, meme, prostat, kolon, vb), dislipidemi, safra kesesi hastalıkları, uyku apnesi ve diğer solunumla ilgili sorunlar, osteoartrit kireçlenme gibi hastalıkların görülmesini, tüm sebeplere bağlı ölüm oranını arttırdığını, erkek ve kadında kısırlığa sebep olabildiğini, duygusal gerginlik ve toplum tarafından dışlanma damgalanma gibi çeşitli fiziksel ve psikolojik komplikasyonlara yol açtığını göstermektedir.
Tüm bu hastalıklara yakalanma riskini arttırdığından ve ciddi şekilde hayat kalitesini bozduğundan dolayı önemli bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekmektedir.
Obeziteyi tedavi etmeden bu hastalıklarla uğraşmak bataklığı kurutmadan sinek avlamaya benzemektedir. Mutlaka uygun sağlıklı kiloya gelmek için de planlama yapmak gerekir.
Obezitenin sebeplerinde rol alan bir çok etmen arasında fazla enerji alımı, yetersiz enerji tüketimi, genetik yatkınlık, psikolojik stres, sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü yer almaktadır.
Obez anne babalarının çocuklarının obez olma olasılığı %80 iken bu risk normal anne babaların çocuklarında %15’tir. Bu durumun sadece genetik faktörlerden dolayı değil birlikte yaşadığımız aynı mutfağı kullandığımız için de olduğunu düşünüyorum. Üzüm üzüme baka kararır.
Kendi tecrübemde tedavi olan obez hastaların aile bireylerinin de kilo verdiklerine şahidim. Hastalıkların olduğu gibi sağlıkta bulaşıcıdır. Siz sağlıklı yaşayın, aile fertlerini ve arkadaşlarınızı da etkilediğinizi göreceksiniz.
Tedavisi bazen zor olsa da tedavisiz bir hastalık değildir. Kalori alımını azaltmak ve enerji tüketimini arttırmak temel ilkedir. İlk aşamada uygun diyet, diyette istikrar ve hareket etmek çok önemlidir. Ne ve ne kadar yediğimizi düzenlememiz, hareket etmeyi ve düzenli egzersiziz hayatımıza sokmaya bu alışkanlıkları da çocuklarımıza kazandırmak zorundayız.
Vücut ağırlığını onda bir düşürmek bile yandaş hastalıklara yakalanma riskini oldukça azaltmaktadır. Ameliyat sonraki planda düşünülür. Diyet ve egzersiz ile kilo verilemeye ya da tekrar tekrar kilo alımı durumlarında, gerektiğinde ameliyat düşünülmelidir.
Ameliyat düşünülürken en önemli husus da cerrahın bilgi ve tecrübesi, hastanenin uygun donanımıdır. Unutulmamalıdır ki obez yaşamak ameliyattan daha risklidir. Obezite kader değil hastalıktır, tedavi edilebilir, tedavi edilmelidir.

Doç. Dr. Mesut SİPAHİ

Doç. Dr. Mesut SİPAHİ

Yazarın son yazıları...

tümü