RUTİN...

Kalıplaşmış.
Rutinleşmiş.
Sistemleşmiş.
Şikayet ve dedikodu mekanizması.
Belli bir noktadan sonra.
Toplumsal bakışları da ayrıştırıyor.
Kişisel beklentiler ile başlayan süreç.
Topluma maledilerek.
Farklı algıları doğuruyor.
Zarar.
Herkese...
*
Bizde iletişim zayıf.
Diyalog hiç yok.
Bir odaya.
Bir masaya.
Bir koltuğa.
Yapışıp kalırsanız.
İnsanların ‘size’ gelmesini beklerseniz.
Yönlendirme.
Yönetme.
İdare etme yolunu seçerseniz.
Kaybetmeye.
Yok olmaya.
Yerinizde saymaya.
Mahkum kalırsınız.
Yozgat’ın da yaşadığı budur.
Kavrayabilene.
*
Siyasette de böyle.
Mekanizma işliyor.
Belki de.
Bozulmayan tek mekanizma.
Şikayet.
Dedikodu.
*
Süreç uzadıkça.
Derin yaralar açmaya başladı.
‘Ben’ yoksam.
‘O’da olmasın zihniyetinin.
Küçük yansıması bu olsa gerek.
*
Şikayet mekanizması.
Dedikodu kazanı.
Tepki arzusu.
Alışkanlık haline geldi.
Bunları yaparken.
Yozgat’a verilen zarara hiç bakılmıyor bile.
İyi mi?
*
Gelelim en başa.
Aylar öncesine.
Adaylar bir bir ortaya çıkarken.
‘Bu olmaz’ deyip.
Kestirip atanlar.
‘Aday’ gösterilenlerde de memnun değil.
Hatta.
Mevcut belediyeyi.
Belediye başkanını yerden yere vururken.
‘Gitsin’ deyip.
Propaganda yaparken.
Karalarken.
Yozgat’ı düşünmeyenler.
Aday açıklandıktan sonra.
Mevcut üzerinde ‘sahip’lenme iç güdüsünü harekete geçirip.
‘Devam etmeli’ demeye başladılar.
Rutin alışkanlık bunlar.
*
Siyaset dediğimiz gerçek.
Toplumsal kaynaşmanın önünü tıkamaya devam ediyor.
Bugün.
Ayrıştırma.
Gruplaştırma.
Kutuplaştırma.
Anlayışları da.
Rutine binmiş, gidiyor.
Anlatabildim mi?